Telefon : 212 386 5575
Fax : 0 216 466 80 06
Mail : omer@intralog.com.tr

Nakliyat ve Taşımacılık Tarihi

İNTRALOG > Blog > Genel > Nakliyat ve Taşımacılık Tarihi

Nakliyat ve Taşımacılık Tarihi

Yayınlayan: Gökay YILMAZ
Kategori: Genel

Yeryüzünde ağırlığı olan bir cismi ya da ağırlığı olmayan her hangi bir şeyi bir noktadan diğer bir noktaya nakletme işi olan taşımacılık insanlık tarihi kadar eski bir maziye sahiptir.
Taşımak; illa bir yük veya bir cismin belirli bir yere aktarılması değildir, yeri geldiğinde bir kelam, bir bakış, bir hatıra hatta bir hayal bile taşınabilir. Taşımacılığı sadece canlılar gerçekleştirmez, kimi zaman bir rüzgâr bile taşımacılık yapar, dalından kopan bir yaprağın bile bir nakliyesi vardır. Yürekte barınan bir sevda bile taşınabilir, âşıkların sazlarının tellerindeki bir türkü diyardan diyara gezdirilebilir, hatta nesilden nesil’e nakledilebilir. Bunun içindir ki taşımacılık ve nakliyat insanlığın var oluşundan bu yana vardır.

Tabi ki kelime manaları ve işleyişi bakımından taşımacılık ve nakliyat bir sürü evreden geçmiştir. Taşımacılığın ilk başlangıç noktası insan gücüdür, ilk insanlar taşıma işini beden gücü ile kaldırarak, iterek, çekerek veya sürükleyerek yapmışlardır. Bu yüzden ilk insanların yapısı ve kas gücü taşımacılığa son derece yatkın olmuştur.
İlk zamanlarda mevcut hayat koşullarını sürdürmek için gerekli olan her türlü eşyayı taşıma yöntemi ile kullanan insanlar, büyük eşyalarını, hatta avlandıkları devasa hayvanları nakletmekte zorlanmışlardır, ağaçtan ve kemikten yapılan kaldıraçlar ve sürüt ler belli bir zaman, insanların taşımacılıkta vazgeçilmez yardımcıları olmuştur.

İlk insanlardan bu yana kalan mağaralardaki duvar yazıları ve resimlerinin günümüze kadar gelmesi de aslında bir taşıma olayıdır, bu sayede ilk insanlar asırlar sonra gelen torunlarına kültürlerini bir anlamda bu resim ve yazılarla nakletmişlerdir. Başta da söylediğimiz gibi taşımacılık ve nakliyat sadece bir eşyanın belirli bir yere götürülmesi olayı değildir.
Sonraki çağlarda insanlar yaşamlarını sürdürmek için göç ederek bölgeler değiştirmiştir, genelde seçilen bölgeler yaşam koşullarına elverişli alanlar olarak belirlenmiştir. Düz ve yeşil alanlar, deniz kenarları, nehir veya göl bölgeleri genelde insanoğlunun tercih ettiği bölgeler olmuştur. Tabi ki yerleşim yerlerinin seçilmesindeki maksat yaşamın en kolay bir şekilde sürdürülmesi amacını gütmektedir. İnsanların verdikleri göçlerde taşımacılık ve nakliyat ön plana çıkmıştır, tekerleğin icadından önce ilk insanların ağır ve büyük olan kullanım eşyalarını taşımaya güçleri yetmemiş sadece hafif olan eşyaları insan gücü ile yaşam bölgelerine nakletmişlerdir. Her nesneyi tayımaya gücü yetmeyen İnsanoğlu, terk ettiği bölgelerde gücünün yetmediği maddelerin yanı sıra mağara duvarlarına resimlerini ve yazılarını da bırakmışlardır.

İ.Ö. 5000’e doğru insanlar kendilerini ya da yüklerini taşıması için hayvanları evcilleştirmeyi öğrenerek hayatlarının her evresinde onlardan faydalanmıştır. İ.Ö 5000’li yıllarda hayvanlar insanların en yakın dostları ve en sadık yardımcıları olmuştur. İlk nakliyatlar hayvanlarla sağlanmış, ilk çağların şekli ve yapısı hayvanlar yardımı ile değişmiştir. İnsanlar Ovalarda atlar ya da öküzlerden, dağlık yerlerde katırlardan, çöllerde develerden, ağır taşımacılıklarda ise Mamutlardan ve benzeri devasa hayvanlardan faydalanmıştır. Nehir ve ırmak kenarlarında hayatını idame ettiren insanoğlu zamanla suyun kaldırma kuvvetini taşımacılıkta kullanmış, kesilen devasa ağaçları akıntı yolu ile nakletmeyi başarmıştır. Kesilen ağaçların nehirler üzerinde seyretmesi, ilkel Sal yapımını ortaya çıkarmış ve su taşımacılığı insanlığın hizmetine girmiştir. Daha sonraları Okyanus ötesini keşfeden insanoğlu gemiler inşa ederek taşımacılıkta ve nakliyatta denizyolundan çokça faydalanmışlardır. Devasa yelkenli gemilerin inşası taşımacılığın ve nakliyatın sınırlarını daha da genişletmiştir, bu yüzden sudaki taşımacılığın tarihi de da çok eskilere dayanmaktadır. Deniz yolu ile taşımacılığın sayesinde insanoğlunun deniz canlılarından faydalandıklarını da unutmamak gerekir.

Kara taşımacılığı tarihine geri döndüğümüzde, günümüze kadar ulaşan devasa yapılardaki sütun mermerlerin, devasa taşların ve mimarlık harikası yapıların, ilk çağlardaki taşımacılık sayesinde hayat bulduğunu unutmamak gerekir. Sultanahmet meydanındaki Theodosius Dikilitaşı veya yalnızca Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı’nın güney tarafında, Yılanlı Sütun’un yanında bulunan bir Antik Mısır dikilitaşıdır. MS 390 yılında Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Mısır’dan getirilerek şimdiki yerine dikilmiştir, bu örnek bile taşımacılığın ve nakliyatın gücünü ve önemini bize anlatmaktadır, Meydandaki dikilitaş’ın Mısırdan fillerle çekilerek getirildiğini hepimiz duymuşuzdur. Bu da bize taşımacılıktaki ve nakliyattaki hayvan gücünü ve insan aklını göstermektedir.
İ.Ö. 3300′ yıllarında icat edilen tekerlek, sürtünme kuvvetlerinin azalması sayesinde, daha kullanışlı olan, özellikle de yer değiştirmede kolaylık sağlayan taşıtların yapılmasını sağladı. Üç yüzyıl sonra, İ.Ö. 3000’de Mezopotamya’da yelkenli kayıkların ortaya çıkması, Dicle ve Fırat kıyıları boyunca gemilerin kürek kullanmadan yol almalarına olanaklı kıldı, bu durum taşımacılıkta ve nakliyatta insanoğluna inanılmaz kolaylık sağlamıştır.

İnsanoğlunun geçmişine şöyle bir göz atılırsa nakliyatın ve taşımacılığın gelişmesi, insanlığında gelişmesine öncülük etmiştir.
Medeniyetler arasında gelişen nakliyat ve taşımacılık zamanla sürati de gündeme getirmiştir. Taşımacılık gelişmiştir fakat zaman sorunu ortaya çıkmıştır. Bu durumda insanoğlu nakliyatın hızlanması için ilk etapta mevcut yolların yapımına ve düzenlenmesine ağırlık vermiştir, yolun düzenli ve kısa olması nakliyatı daha da hızlandıracak ve insanlığın gelişmesini daha ileri seviyeye götürecektir. Deniz taşımacılığındaki devasa gemilerin yapılması ve yolların kısa ve düzenli olması, medeniyetlerin buluşmasında ve gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
Elbette ki İnsanlık tarihindeki taşıma ve nakliyattaki inanılmaz icatlar ve kolaylıklar sadece belli bir yerden belli bir yere yük taşımada kullanılmamıştır. İnsanlığın genlerindeki sahiplenme ve güç duygusu beraberinde savaşları getirmiştir. İnsanlığın başlangıcı ile birlikte başlayan taşımacılık ve nakliyat aynı zamanda insanlığın sonunu getirecek savaşlarda da insanlığın hizmetinde olmuştur. İhtişamlı kalelerin yapılmasında, devasa savaş aletlerinin denizden ve karadan taşınmasında nakliyatın önemi büyüktür. Bir anlamda taşıma gücü kimde ise topraklara hükmedende o olmuştur.

Başta taşımacılık ve nakliyat ne kadar masum bir şekilde insanlığın hizmetinde ise, zaman ve teknoloji geliştikçe o kadarda insanlığın zararına hizmetlerde kullanılmaya başlanmıştır. İnsanlığın ilk çağlarında hayatı taşıyan aletler zamanla canlıların hayatını sonlandırmak için zararlar taşımıştır. Kur-an’ı kerimdeki Fil süresindeki savaşlarda devasa fillerin kullanıldığını hepimiz biliriz, taşımacılıkta ve nakliyatta kullanılan hayvanlar kimi zaman savaşlarda da insanlığın taşımadaki hizmetinde bulunmuşlardır. Tabi ki bütün bunların alt yapısında insanların hizmet ve hezimet düşünceleri yatmaktadır. Kimi insan fillerle mısırdan Sultanahmet meydanına kültür taşımıştır, kimi insan ise Hiroşima’ya Atom bombası taşımıştır. Her iki düşüncenin alt yapısında da taşımak ve nakliyat vardır lakin biri insanlığı yüceltirken, biri insanlığı sonlandırmıştır.

Taşıma ve nakliyattaki hız demir yolları ile daha da güçlendirilmiştir, dünyada ilk kez 1825 yılında İngiltere’de başlayan demir yolu ulaşımı taşımayı ve nakliyeyi inanılmaz derecede kolaylaştırmış ve hızlandırmıştır. Ülkeler arası döşenen demir raylar nakliyatta ve taşımacılıkta adeta yepyeni bir çağ açmıştır. Demir yolu sadece yük taşımada değil insan ulaşımında da büyük kolaylıklar sağlamıştır, bir anlamda hızlı ve güvenli olan demiryolu taşımacılığı farklı kıtalarda da hizmete girerek ticareti geliştirmiş ve ülkeler arasında kültür taşımıştır. 1900 lü yıllarda Osmanlı devletinin yaptırdığı ve Medine’ye kadar uzanan Hicaz demiryolunu hepimiz bilmekteyiz.

 

Yazar: Gökay YILMAZ

Bir cevap yazın